DÜZ DÜNYA VE KAF DAĞLARI

Çok eski çağlardan bu yana insanlar dünyayı düz olarak tasvir etmişler, dünyanın düz olduğuna inanmışlardır. Eski uygarlıklar düz dünya ile ilgili tasvirleri birbirinden farklı olsada ortak noktaları dünya zeminin düz olmasıdır.

Hristiyanlıkta bu inanç o katar katıydıki, aksini iddia edenlerin cezası idamdı. Dünya evrenin merkezi;  Merkezde dönmeden sabit bir şekilde duruyor, güneş, ay ve yıldızlar dünyanın etrafında dönüyordu. Aksini iddia edenler yargılandılar. Bazılarının cezası ise diri diri yakılmak oldu.Budizmde de dünya düz olarak düşünülmüştü. İnanclarına göre dünyanın bilinen çevresi buzlarla kaplı, Buzların ötesinde ise başka kıtalar, başka denizler ve bambaşka yaşamlar vardı. Haritada görüldüğü gibi.

Düz Dünya haritası

Hindistanda ise dünya figürü ise şu şekildeydi. kablumbağanın üzerinde dört fil vardır. dünyayı bu dört fil tutmaktadır. İlginç değilmi?

Bildiğimiz en eski uygarlık olan sümerler de dünyayı düz olarak kabul ediyorlardı. Sümerleri yazı ve astronominin mucidi olarak biliyoruz. Hatta sümerlerden sonra gelen uygarlıklar astronomi, matematik gibi konularda etkilenmişler, bu etkiler günümüze dek sürmüştür.  Sümerlere göre ay; 30 gün, yıl; 360 gündür. Gece 12 saat, gündüz de 12 saattir. Bir yıl; 12 aydır. Dört işlemi, çarpma ve bölme cetvellerini bulmuşlar, Yine dairenin 360 dereceye bölünmesi gerektiğini öne sürmüşlerdir. Sümerler tapınakların en üst katını rasathaneye çevirmişler, gökyüzünü gözlemlemişler, Güneş ve ay tutulmalarını saptayabilmişler. Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter’in hareketlerini takip edip kayıt altına almışlardır. Astronomide bu kadar gelişmiş bir uygarlık dünyayı düz olarak kabul etmesi düşündürücüdür.

Peki dünya gerçekten düzmü yada top gibi yuvarlakmı?

Dünyanın küre şeklinde olduğunu söyleyenler cok eminler. Bir sürü teori, kanun ve resimler ile dünyanın küre seklinde yuvarlak olduğunu şüpheye yer bırakmayacak sekilde ispat ettiklerini söylüyorlar. Nasa ve en ünlü bilim adamları bu tezlerini destekliyor ve düz dünya ile ilgili gelen eleştirileri alaycı ve aşağılayacı bir şekilde etkisiz kılmaya çalışıyorlar. Yani ellerinde resimler var ve aya ayak basılmış ve dünyanın uzaydan çekilmiş bir sürü görüntüsü var.

Düz dünyacılar ise uzaya gidilmediğine ve özellikle aya ayak basılmadığına inanıyorlar. Dünyanın küre şeklindeki resmi kandırmaca olduğuna ve dünyayı çevreleyen bir kubbe olduğu ve bu kubbenin geçilemiyeceğine inanıyorlar. Yalan da değil; Ay’a ayak bastıklarını iddaa eden küre dünyacılar yakın gök den dışarı çıkmak için çalışmalar yaptıklarını ve bu konuda şu an yakın göğün geçilemediğini söylüyorlar. Düz dünyacılar, eskilerin inandığı gibi dünyanın etrafının bir duvarla kapatıldığını ve bu duvarın aşılamayacağını iddia ediyorlar. Bilimsel yöntemlerle dünyanın düz olduğunu kanıtlamaya ve modern bilimin kanunlarının yalan olduklarını ispatlamaya çalışıyorlar.

Ve bu iddialar üzerinde düşündüğünüzde doğru söylüyor olabilir diye aklınızdan geçiriyorsunuz ve bir süre sonra modern bilimin etkisinden kurtulamayarak küre dünyacıların safında yer alıyorsunuz. Düz dünya teorileri aklınızda soru işaretleri bıraksada küresel aktörlerin propagandasına yenik düşüyorsunuz. İnanır gibi oluyorsunuz fakat alay edilme ve dışlanma korkusuyla görmemezlikten gelmek ve normal hayatınıza devam etmek işinize geliyor.

Bizler sizlere gerçekleri anlatacağız. Basit düşünmenizi sağlayacağız. Karmaşık formüllerle ve ispatlanamayacak teorilerle kafanızı karıştırmayacağız. gerçeklerle yüzleşmeye davet edecegiz. Sizler uzaya çıkmadınız ve dünyanın şeklini ve döndüğünü görmediniz. Onlar çıktıklarını söylüyorlar ve dünyanin top şeklinde olduklarını iddia ediyorlar. Gözünüzle görmedikten sonra inanmıyorsunuz. Basit olacağız. Biz tarafsız kalmayacağız. Size kırmızı hapı uzatacağız ve matrix den kurtulup Allah c.c. yarattığı evrenin sırlarını sizlerle paylaşacağız.

Şunu bilin.

Fantastik bir yaşamın ortasında duvarlarla çevrilmiş arzın merkezinde bir bireyiz. Sizlere düz dünyacıların anlattıklarınında ötesinde bilgiler ve deliller paylaşacağım. Kaynaklarımız Kuranı kerim, hadisi şerifler ve islam alimlerinin anlattıkları olacak. Şunuda parantez içinde belirtelim. Allah c.c. en doğrusunu bilir. Biz insanlar her zaman kusur işleyebilir ve hata yapabiliriz. Erzurumlu ibrahim hakkı hazretleri (K.S.) Dediği gibi.

Arzında olanları en iyi o bilir.

 

Erzurumlu ibrahim hakkı hazretleri k.s. ve Düz dünyayı çevreleyen duvarlar

Kuranı kerimde, hadisi şeriflerde ve Allah c.c. veli kullarının da bildirdiklerine göre Allah c.c. gökyüzünü direksiz 7 kat halinde yaratmıştır. Bu yazımızda Erzrumlu ibrahim hakkı hazretlerinin marifetname adlı eserinde düz dünyaya isaret eden bilgileri sizlerle paylaşacağım. Beyninize format atın Ve Allahın velisi, dostunun Marifetname isimli eserinde yazdıklarına bir göz atın. şaşıracaksınız… Dünyanız değişecek, gerçeklerle yüzleşecek ve Allah c.c. azamati karşısında eğileceksiniz. İmanlı olanların imanı artacak, derin tevekküle dalacaklar.

Erzurumlu ibrahim hakkı hazretleri 1701 ve 1780 yılları arasında yaşamış ve en ünlü eseri marifetnameyi yazmış olan büyük bir islam alimi ve Allah dostu bir velidir. Yaşadığı dönem itibariyle Yeryüzünün düz olduğu ve alemin merkezi olduğu inancından uzaklaşılmış ve asıl merkezin güneş olduğu açıklanmaya çalışılmış. dünya ise diğer gezegenler gibi önemsiz bir küre parçası gibi anlatılmaya çalışılmıştır. Yıllarca dünya arz’ın merkezi kabul edilmiş olmasına rağmen insanoğlu’nun üzerinde yaşadığı yeryüzü önemsiz ve sıradan gösterilmiştir.  Kuranı Kerim, Hadisler ve islam alimlerinin eserlerindende öğrendiğimiz bilgiler bize bunun tersini söylemektedir.

İspat etmek ve teorilerimize bilimsel açıklamalar getirmeyeceğiz. İslam inancına göre ve bizim kendi görüşlerimize göre açıklamalarda bulunacağız.

Hata bizimdir. Büyüklük ve Kusursuzluk Allah (c.c.) aittir.

Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretleri, Marifetname adlı eserinde Yedi denizi, dağları, yewrleri ve cehennemi bildirdiği bölüğmden bir kısmı sizlerle paylaşacağız ve bu bilgilerle dünyanın düzlüğüne delil getirmeye çalışacağız.

Ey aziz! Tefsir ve hâdis âlimleri ittifakla şöyle bildirmişlerdir:

Allahü Teâlâ gökleri ve yerleri yaratmayı istediğinde, önce bildirdiğimiz yeşil cevherin suyundan Cennetler ve hazineler altında kalan artığın saf ve lâtifinden yedi kat gökleri yaratmıştır. Ondan kalan bulanık ve kesifini birbirine vurmuştur. Yüze çıkan köpüğü ve yükselen dalgaları dondurunca yerler ve dağlar meydana gelmiştir. Dağlar yerin direkleri olmuştur. Sonra bütün dağların damarlarını yeryüzünü çevreleyen Kaf Dağına bağlamıştır. Bir büyük meleği zelzeleye vekil edip dağların damarlarını onun emrine vermiştir. Hak Teâlâ bir yerin halkını günahtan men etmek istediğinde, o melek o yerin damarını hareket ettirir. Böylece o yerin halkı o zelzeleden korkarak kendilerine gelip Allâhü Teâlâ’ya yönelerek ibadet ve tâat yaparlar.

Hakk Teâlâ yeryüzünden sonra yedi denizi yaratmıştır.

En küçüğü Arzın etrafını Kaf Dağının ötesinden kuşatmıştır. İsmi Bahr-i Muhittir. Onun ötesinde ikinci deniz vardır. İsmi Kaynes’dir. Onun ötesinde ismi Esam olan üçüncü deniz vardır. Onun ötesinde ismi Muzlem olan dördüncü deniz vardır. Onun ötesinde ismi Mirmas olan beşinci deniz vardır. Onun ötesinde ismi Sâkin olan altıncı deniz vardır. Onun ötesinde ismi Bâki olan yedinci deniz vardır.

Bütün bu denizler birbirini içine almıştır. Her denizin eni beş yüz yıllık yoldur. Hakk Teâlâ yeşil cevherin bakiyesinden iki deniz arasında ve birinci deniz ile yerin etrafı arasında birde yedinci denizin ötesinde olmak üzere sekiz yeşil Kaf Dağı yaratmıştır. Her bir Kaf Dağı’nın genişliği beş yüz yıllık yoldur. Sonra Hakk Teâlâ kudreti ile çadırlar gibi olan bu Kaf Dağlarının yedisinin üzerine yedi semânın etrafını kubbeler gibi kondurmuştur. Sekizinci Kaf Dağı dünya semâsının içinde Bahr-i Muhit ile Arz arasında hepsinden ayrı ve tek başına kalmıştır. Bu yeşil dağ semâ içinden güneş ışıkları, ay nurları ve yıldızlar parlayıp, şuâları Kaf Dağı’ndan havaya aksettiğinden renksiz havayı gök mavisi gösterir. Halk bunu semânın rengi zanneder.

 

Burada kaf dağından bahsedilmiştir. kaf dağı çocukluğumuzda dinlediğimiz ve arkasında değişik yaratıklar ve devlerin yaşadığı masalımsı diyarlardır. Kimsenin ulaşamayacağı kadar uzaklıkta ve fantastik canavarların yaşadıkları diyar. Küçüklüğümüzde kaf dağının arkasında yaşananları masal olarak dinledik ve hayali yerler olduğuna inandık. Acaba hayali yerlermi yoksa gerçek bir dağmı?

düz dünya modeli

Bize göre kaf dağları bilinen dünyamızı sarmalayan, yüzüğün parmağı sarması gibi iç dünyamızı sarmalayan duvarlardan oluşan bir yapıdır.  Düz dünyacıların bahsettiği duvar dedikleri budur. Bilim adamların aşmaya çalıştığı fakat aşmaya güç yetiremedikleri gizemli duvar. Bu duvarın güney kutbu olduğunu söylüyorlar fakat bu duvarın güney kutbunda bulunan buz kütleleri olduğunu düşünmüyorum. Düz dünyacıların söylediği ve bizimde inandığımız gibi güney kutbu yani antartika buz parçalarından oluşan bir kıta değil, dünyamızı çepeçevre kuşatan buz kütleleridir. Buz kütlelerinden daha içerilerde kaf dağının yani mavi buz dağlarına ulaşacağız. beyaz buzdan ne kadar ileride onu bilmiyoruz. Fazla uzak olmadığını tahmin edebiliyorum. Asıl büyüklük mavi buzun yani kaf dağının çok dağa yüksek ve tahmininizden daha çok kalın olduğunu söyleyebilirim. Bunu ilerideki yazılarımda açıklamak için apayrı bir yazı yazacağım. şimdi konumuza geri dönelim.

Hakk Teâlâ yeryüzünden sonra yedi denizi yaratmıştır. En küçüğü Arzın etrafını Kaf Dağının ötesinden kuşatmıştır. İsmi Bahr-i Muhittir. Onun ötesinde ikinci deniz vardır. İsmi Kaynes’dir. Onun ötesinde ismi Esam olan üçüncü deniz vardır. Onun ötesinde ismi Muzlem olan dördüncü deniz vardır. Onun ötesinde ismi Mirmas olan beşinci deniz vardır. Onun ötesinde ismi Sâkin olan altıncı deniz vardır. Onun ötesinde ismi Bâki olan yedinci deniz vardır.

Burada Allah c.c. yedi denizi yarattığından bahsediliyor. Bizi ilgilendiren birinci gök sema olduğu için ilk kattan bahsetmek yeterli olacaktır. Çünkü birinci kattan dışarı çıkmamıza izin yoktur. Bu durum Kuranı kerimde sabittir. Hadisi şeriflerde de belirtilmiş. Birinci deniz olan bahr-i muhir bizim yaşadığınız 1. kat dünya denizinin adıdır. İkinci deniz ve üçüncü deniz diye adlandırılan denizler ise 2. gök, 3. gök ve 7. gök katlara ait olan denizlerdir. bahr-i muhit olan deniz dünyamızın etrafını kaplayan denizlerdir. atlas okyanusu, büyük okyanus, hint okyanusu ve iç denizlerin hepsinin ismi bahr-i muhittir. Bu deniz kaf dağlarına kadar uzanır ve kaf dağlarının ötesindeki bölgeleride kaplar. Bizim coğrafi bilgilerimiz kaf dağlarına kadar olan bölgelerdir ve hepsi keşfedilmiştir. Duvarın ötesinde yani kaf dağının arkasına geçemediğimiz bölgelerdede büyük kara parçaları ve devasa okyanusların olduğu kesindir.

Bütün bu denizler birbirini içine almıştır. Her denizin eni beş yüz yıllık yoldur. Hakk Teâlâ yeşil cevherin bakiyesinden iki deniz arasında ve birinci deniz ile yerin etrafı arasında birde yedinci denizin ötesinde olmak üzere sekiz yeşil Kaf Dağı yaratmıştır. Her bir Kaf Dağı’nın genişliği beş yüz yıllık yoldur. Sonra Hakk Teâlâ kudreti ile çadırlar gibi olan bu Kaf Dağlarının yedisinin üzerine yedi semânın etrafını kubbeler gibi kondurmuştur. Sekizinci Kaf Dağı dünya semâsının içinde Bahr-i Muhit ile Arz arasında hepsinden ayrı ve tek başına kalmıştır. Bu yeşil dağ semâ içinden güneş ışıkları, ay nurları ve yıldızlar parlayıp, şuâları Kaf Dağı’ndan havaya aksettiğinden renksiz havayı gök mavisi gösterir. Halk bunu semânın rengi zanneder.

Bir ihtimal kaf dağını aşacağız fakat 1. gök kubbenin yükseldiği kaf dağlarına kadar ulaşamıyacağız. Şunuda belirtelim; kubbe sınırımızda ki kaf dağlarının üzerinde yükselmiyor. duvarın arkasında okyanusların devamı var ve duvarın arkasında ki dünya bizim dünyamızın onlarca, yüzlerce ve belkide binlerce kat daha büyükler. Belki biz duvarı geçemiyeceğiz fakat bizim tarafa geçenler olacaktır. Yecüc ve mecüc ler. daha sonra bu konuyada değineceğiz. Kaf dağının arkasında yepyeni dünyalar ve canlılar var. insanlar var, uzaylı dediğimiz üstün teknolojiye sahip uygarlıklar var.  Ve kaf dağının arkasının da sınırları var. Bu sınırlar Birinci gök kubbenin tabanla birleştiği yer. Buranın dağlarının ismide kaf dağı olarak belirtilmiş.  Ve gök kubbe buradan yükselmektedir. Bu gök kubbe tepsi şeklinde olan dünyamızı çepeçevre kuşatmıştır. Bu kubbe Güneş, ay, gezegenler ve yıldızları içinde barındırmaktadır. Galaksiler, karadelikler,  süpernovalar filan hepsi bu göğün içersindeler. Allah c.c. güneşi, ayı bize fayda vermesi için var etmiş, yıldızları ise semamıza süs yapmıştır.

Kaynak :gizlidosyalar.net

GALAKTİK İNSAN WEB TEAM

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir